23 Temmuz 2009 Perşembe

Büşra Senin İçindi Ama …

Bende sendeyim artık sen bende yaşıyorsun

Üzerimde sensizliğin dayanılmaz acısı kaldı

Şiirimin kan damlayan noktaları oldun

Ruhumun karanlık yerlerine güneş oldun

Ağlıyorum artık geriye sensizlik kaldı

ADIMIZ SERSERİ

BİZDEKİ ACIYI ÇEKMEYEN BİLMEZ,
ELİMİZDE KADEH BİRGÜN EKSİLMEZ
BİZ SEVERİZ BİZİ KİMSELER SEVMEZ
ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL

DERTLİDİR ŞARKILAR DİLİMİZDEKİ
BİR ÖMÜR ÇİZGİSİ YÜZÜMÜZDEKİ
YAĞMUR DEĞİL YAŞTIR GÖZÜMÜZDEKİ
ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL.

Hakkı Yalçın

Sensizliğe Ağladım

Gözlerinin rengine bir kibrit çaktım bu gece,
Bir de sigara sensizliğe
Sabaha kadar tüttün gözlerimde,
Seni andım, ağladım.

Sürükledim peşimde çuval misali tüm hatıralarını,
Atamadım,silemedim, yakamadım.
Sarılıp hayaline ağladım.

Gönül isterdi ki hep yanımda olasın,
Gönül isterdi ki bir şafak vakti ellerimi tutasın
Bu sevgiye toprak misali can katasın
Beni sensizliğe sorup ağladım.

Bir gül yeşerdi kabrinde,
Yeşil otların arasında kırmızı bir gül.
Tomurcukların üzerinde çiğ taneleri.
Gözyaşın sanıp öptüm, ağladım.

Avuçlarımda kuruttum gözyaşlarımı,
Suyun akışına anlattım yaşananları,
Ekmek misali bölüştüm martılarla acılarımı
Seni kalbime gömüp, ağladım.

Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için…

Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için bu bir eksikliktir; başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bi fazlalıktır. Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır.
Kadının ise aşkında belki bir hayata… Erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar. Kadınlar ise Akıllı gibi aşık olurlar, zamanla delilirler. Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler.
Aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz.
Aşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir.
Çünkü aşık kadın “nasıl olsa bitecek” sezgisi ile hareket eder.
Aşık erkek ise “nasıl olsa sonsuza dek sürecek” yanılgısıyla…
Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar;
aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön. Aşık olmak erkeğe yakışır.
Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır.
Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder, aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle.

Kadın Ne İster? Ne mi ister? Hepsini ister. Ve aynı anda. Peki erkekler ne ister?
Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler. Peki neden korkarlar?
Hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
Kadın erkeğinin kendisine kul köle olmasını ister; olunca da ondan nefret eder.
Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez; olunca da onu sever.
Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için.
Arada çok önemli bir fark var. Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar.
Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır. Erkek kadının fiziksel görüntüsüyle;
kadın ise erkeğin şehvetiyle tahrik olur. Onun için kadınlar karşılarındakini anlarlar;
erkekler ise sadece görünen dünyayı. Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda,
bir de boşanırken hiç tereddüt etmez.
Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve
nokta hücumu taktikleriyle delirir. Delilik, kadınların aklıdır.
Ve sadece bu özellikleri bile,
onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. Erkekler ise akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler.
Kadınlar her şeyi görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadıklarını ise sezerler.
Dişilik yalnız algı kapılarını değil, bütün telepati,
sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan LSD, Mescaline,
Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
Kadınların sezgileri o kadar olağanüstüdür ki,
onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklın eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur.
Aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır. Şahini ve tazısıdır. Kapanı, tuzağı ve oltasıdır.
Sezgi en kurnaz avcıdır. Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.
Akıl mı? Akıl sezginin uşağıdır. O kadar..
Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici yaratıklar düşünemem. Akıllıları ve kültürlüleri ise itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çoğu zaman.
Kadına en çok yaraşan ne akıl, ne bilgi, ne de kültürdür. İnce ve şuh bir zekadır…

AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞMI AKMALI

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?


Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

VICTOR HUGO

git güle güle

Duydumki çelmiş aklını bir başkası
Silmişsin bir anda benle yaşananları
Sözüm yok sana bunu yaptıktan sonra
Git güle güle yolun açık olsun derim sana.

Bu kadarmı değersizdi gösterdiğim vefa
Tebessüm ettim hep sana görsemde cefa
Yakışmadı bu yaptığın hem sana hemde aşkımıza
Aşkınla mutluluklar dilerim git güle güle derim sana

Anlarmısın bilmem yokluğumda değerimi
Heba ettim uğruna o en güzel gençliğimi
Şarkılarla şiirlerle avut şimdi yüreğini
Aşkım bende bir ömür git güle güle derim sana

Kader bu her zaman gülmezki sevenin yüzüne
Bir döngüdür hayat gelsekte güz mevsimine
Üzülme mutlu ol bensizken bile
Mutluluklar dilerim sana git güle güle.

yetmez be gülüm

BEN BU AŞKA İSYAN ETSEMDE

KALBİMİ BİN PARÇAYA BÖLSEMDE

UGRUNA CANIMI VERSEMDE

SENİ UNUTMAYA YETMEZ BE GÜLÜM


SENSİZLİK İÇTEN İÇE BENİ BİTİRSEDE

ÖMRÜM HEP SEFALETTE GEÇSEDE

YAŞANAN HERŞEY BİTSEDE

SENİ UNUTMAYA YETMEZ BE GÜLÜM…

….. HaRuN KurT…..

DÖNÜŞÜ OLMAYACAK

bir çirpinişti sana gelişim
bir delilikti seni sevişim
biliyorum ki bu son gidişin
dönüşü olmayacak sevgilim

mutluluk yolunda yanliz kalsamda
aşkindan her gece ağlasamda
sesimi arşa duyursamda
dönüşü olmayacak sevgilim

beni sensiz birakip gittin
bir veda bile etmedin
beni hiçmi sevmedin
bu son gidişin dönüşü olmayacak sevgilim…

………………..HARUN KURT……………….

OLURMU YENİDEN

Vuruldum o güzel mühür gözlerine
Aldandım senin o yalan sözlerine
Yazdıgım her bir kelimede
Aşkıma isyanim var,olurmu yeniden

Değermi bildin ki seveyim seni yeniden
Ağlayan bir çift göz biraktin peşinden
Giderken bir veda bile etmeden
Düşündün mü hiç olurmu yeniden….

HARUN KURT

Sade Kutlama

Bu gece kovdum gözümden uykuları
Attım içimdeki bütün korkuları
Vakitse alaca karanlık suları
Hayatımdan çıkışını kutluyorum

Ne başa yumruk vuruyorum ne dize
Bir silgi çektim bıraktığın her ize
Ne bir şişe var ne kadeh ne de meze
Hayatımdan çıkışını kutluyorum

Kapılarım kapalı yollar engelli
Sana gösterdiğim tavır artık belli
Dilime takılıp kalmış çiftetelli
Hayatımdan çıkışını kutluyorum

Yaş denen şeyin zerresi yok gözümde
Sakın kahır sitem arama sözümde
Öyle büyük bir huzur var ki özümde
Hayatımdan çıkışını kutluyorum

Zararın neresinden dönersen dön kar
Sen tam bir firarisin ben ise hünkar
Ne bağlama var ne klarnet ne de tar
Hayatımdan çıkışını kutluyorum

Mektupları resimleri yırtıp attım
Boşuna arama yenilendi hattım
Özgürlük nasıl bir şeymiş tattım
Hayatımdan çıkışını kutluyorum
Adem Durmazer

Zamane Aşkları

Kocaman gözlerini çevirip baktı adam

Kadında isteksiz bir ürkeklik



Baksa, yüreğine yazık, bakmasa hislerine

Elleriyle oyalandı uzunca bir süre

Sonunda dayanamayıp baktı adamın gözlerine



Sarhoşluğundan anlayamadı aşkın acısını

Geçer sandı, aşk daha büyüyünce

Mültecisi oldu sevdanın sokak sokak

Oysa aşk sabitti, büyümedi gün geçtikçe

Kaçışları adamdan mıydı, yoksa kendinden mi

Bilemedi hiç,

Hayatı tükenecekti, ütopik düşler peşinde

Ayrılıkların kol gezdiği zamane aşkıydı adamınki

Kız eski romanlarda kalan aşk budalası

Her gün inadına yüklendi adama, sevsin diye

Kaçamadı adamın koca gözlerinden, adam kovalamadı

Sıkıldı adam sonra, düştü başka hazlar peşine

Aldırmadı bile, yaşla dolu, kızın yalvaran gözlerine

Zaman avutamadı adamı, hep yeni arayışlar içinde

Gözlerinde hüzünden bir halka oluştu kızın

Hani dedi, sevda kokan romanlardaki aşklar nerde

Kime güvenecekti şimdi, başkasını nasıl alacaktı yüreğine

Gömdü sevdasını, unuttum işte dedi, zaman misali, ben de

Avuntusuz kalınca adam, hatırladı eski sevdasını

Aslında dedi, sevilmek belki en büyük ihtiyaç

Adam çıkageldi ansızın, elinde beş karanfille

Gözlerine dolan yaşlardan utandı kız, buyur dedi

Şaşkınlığı barizdi, adam geri döndüğünü söylediğinde

Hafif bir tebessümle aralandı kızın dudakları

Sahte aşkların koynunda avunurken sen

Ve tutuşurken yeni sevdaların hasretiyle

Hüzünden bir yumak yaptım ben, sardım yüreğime

Şimdi öylesine kapalı ki, giremeyecek hiç kimse

Umut sandı adam, çözeriz hüzün yumağını dedi

Kız ağlamaya başladı bu kez, artık yok ki yerinde

Adamın gözleri doldu ilk defa, aşk bu muydu?

Acı mı vardı hep aşkın avuçlarında?

Ne kadar yabancıydı oysa, aşka sevdaya

Utandı aşk sandığı yaşadıklarından

Vicdanı titredi ilk defa

O hep beğendiği gözlerini çevirdi

Ve bir yumruk salladı aynaya

Kız ağladı, adamın duyarsızlığına

Adamsa hissizce bakıyordu

Ellerinden damlayan kanlara…

Ercan Demirel Elveda Deme Bana

Karşımda durduğunda
Gözlerime baktığında içimden bir şeyler kopuyor
Olmuyor
Nefesim daralıyor
Yeminler bozuluyor
Cin misin peri misin anlamadım


O deniz gözlerinden alamam gözlerimi
Gider eski zamana
Ağlarım yana yana

O güzel gözlerinden alamam gözlerimi
Gider eski zamana
Ağlarım yana yana

Gitme kal be yanımda
Şurada baş ucumda
Sana kurban olurum
Elveda deme bana

Ben seni el üstünde hatta baş üstümde
Taşırım merak etme
Elveda deme bana

İlgili aramalar: Ercan Demirel, Ercan demilrel elveda deme bana, Ercan demirel Elveda deme bana şarkı sözleri,

Etiketler:

Seni Düşünüyorum Yine

Aklım takıldı!

Bir şey diyeceğim!

Yok, yok demeyeceğim!

Vazgeçeceğim!

Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim.
Yazdım, sildim…
Yazdım, sildim…

Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Hisset ya da.

Yormak istemiyorum artık hiç kimseyi. Yorgunum zira! Yeniden kurasım yok hiç, aşka dair cümleler. Kelimeleri yan yana getiresim yok bir de, kendimi anlatmak için.
Sen anla!


Konuşmak istemiyorum kısaca. Konuşacak ne var ki? Benim sana gelene kadar ne yaptığım mı, senin bana gelene kadar ne yaşadığın mı?
Saçma!

Ne geçmişe aidim artık ne de geleceğe ve kaçırmak istemiyorum şu anı da, olmuşların, bitmişlerin, gelmişlerin, geçmişlerin laf kalabalığında. Olacakların, biteceklerin ve geleceklerin kurgusunda ya da…

Ama şimdi burada, seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla!

Ne şu andan öncesi ne şu andan sonrası… Dedim ya; bir tek şu an’ın ciddiyetindeyim.

Hayallerim yok sana uzun uzun anlatabileceğim ama çok istersen kurarım tabi senin için ve illâ merak ediyorsan hatırlarım elbet canımın yanmışlığını da zira unutmuş değilim.

Ruhumda dikiş izlerim…

Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için! Hiç söylenmemiş sözler duymaya ihtiyacım var, ve belki yeniden cümleler kurmaya ihtiyacım var, yetmiyor bildiklerim.

Şimdilik, baş edilir gibi değil içime çekilmişliğim…

Sözlerini duyuyorum; düşüncemi zorlayan, aklımı sana uçuran. Her anlamaya çalıştığımda merak edilen oluyorsun. Anlamak istemiyorum merak etmekten korktuğum için!

Yoksa buradayım yani, yörüngendeyim.

Masallar tadındayım… Zehirli elma hevesindeyim! Bul beni! Lakin ne soru istiyor canım ne cevap. Ne bir beklentim var ne de bir söz verebilirim.

Bulursan, sadece bulduğuna sevineceğim! Ve eğer geleceksen, seni burada bekleyeceğim.

Ama ben sana, gün dünü unutmadıkça ve beyaz sayfalar gibi olmadıkça ruhum, gelmeyeceğim…

Özür dilerim bu kadar yorgun olduğum için!

ÖLMEMMİ LAZIM ?

Ben sana aşkımı anlatmak için




Kendimi dağlardan,atmammı lazım?




Ben sana sevgimi,göstermek için.




Beynime bir kurşun,sıkmammı lazım?





Her gece her gece,aynı rüyayı.




Uğruna verdiğim koca,Dünya’yı.




Sana adadığım kara,sevdayı.




Görmen için illa,ölmemmi lazım?







Bir gençlik harcadım,senin uğruna.




Ömür paspas ettim,senin yoluna.




Yakıştırman için,beni koluna.




Ruhumu şeytana,satmammı lazım?







Ne geceler gece,ne gün gün oldu.




Elinle diktiğin,güllerin soldu.




İçimdeki sevdan,hem ilk hem sondu.




Bunu duyman için,feryatmı lazım?







Dönüşü olmayan,yoldayız artık.




Kalbim aşkınla dolu,kitli bir sandık.




Bu sevda yolunda,aşkıma sadık.




Kaldım diye pişman,olmammı lazımı?

alıntı….


MÜHÜR GÖZLÜM…….

Bence Artık Sende Herkes Gibisin

gönlümle baş başa düşündüm demin;
artık bir sihirsiz nefes gibisin.
şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
akisleri sönen bir ses gibisin.

mâziye karışıp sevda yeminim,
bir anda unuttum seni, eminim
kalbimde kalbine yok bile kinim
bence artık sen de herkes gibisin


gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
onlardan kalbime sevda geçmiyor
ben yordum ruhumu biraz da sen yor
çünkü bence şimdi herkes gibisin

yolunu beklerken daha dün gece
kaçıyorum bugün senden gizlice
kalbime baktım da işte iyice
anladım ki sen de herkes gibisin

büsbütün unuttum seni eminim
maziye karıştı şimdi yeminim
kalbimde senin için yok bile kinim
bence sen de şimdi herkes gibisin

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Bir Ayrılık Hikayesi

ayrılık hikayesi

Git..! Yüzüme öyle bakma,git! Hiç durma,bi gidenin 1 daha asla giremiceği kapı orda,git! Hiç1şey açıklamak zorunda değilsin. Giderken söylicek şey bulamaz iNsanlar. Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma,git!!

( Oysa daha doyamadım sana…Kokunu yeterince çekemedim içime…Yapacağımız ne çok şey vardı… Neler paylaşmıştık… Şimdi n’pacagım ben? Nasıl durucam ayakta? “Kal” desem kalır mısın yâr? Nasıl istiyorum yalan bile olSa “Bu gidiş sadece
zorunluluktaN,bekle beni döneceğim” demeni… )

Her Aşk biter,sen de git. Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi. Sen gitmesen belli ki 1 gün ben gidicektim. Herkes kendi tercihini yapar ve sen tercihini yaptın,git! Rahat ol,git. Aklın kalmasın burda. Dramatik Vedaların Kahramanı olmayalm,git!


( Benim aklım sende kalacakkk… Sadece aklım değil yüreğimde… Bitmezdi bizim aşkımız. Asla terk etmezdim seni. Benliğimi,varlığımı,hayatımı adamıştım bu aşka. Beni tercih etmeni isterdim,benimle yaşamanı isterdim. Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık? Ağlicam ardından,kahretsinnn ağlyacagımmm!!! )

İstersen Dost olabiliriz,haberleşiriz. Mutlu olmanı isterim. Sen mutluluğu hak eden 1 insansın. Elbette ben de mutlu olucam merak etme,git! Hayatımıza başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı 1 süre sonra hatırlamicaz bile,git! Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar? Hangi yangın sönmemiş ki? Yapman gerekeni yap,git!

( Sensiz mutlu olabilir miyim ben yâr? Unutabilir miyim bu kadar kolay? Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim? Mümkün değil,seni içimden çıkartıp atmam mümkün değil! Biliyorum,hiçbir ilaç iyileştirmicek senin açtığın yarayı. Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmicek. Senin mutlu olmanı istediğM yalan! Mutlu Olma yâr,benim gibi sen de mutlu olma. Belki o zaman,yeniden dönersin bana… )

Hadi zaman geçiyor artık,git. Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine. Aslında sana teşekkür etmeliyim. Beni aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için. Rahatladım biliyor musun? Bende kalan birkaç parça eşyanıda gönderirim ardından. Fırsat buldukça ararım seni,hadi git!!

( Gitme benim Güzel Sevdalım, gitme ! Beni bu aptal dünyada bi başıma brakpta gitme. Gidipte yüreğimi öldürme. İçim Acıyor,kalbim sıkışıyor. Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam, gitme! N’lur gitme….. )

Şebnem Kısaparmak Yoksun

Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri
böyle çekip gitmek var mıydı?
var mıydı böyle bitirmek?
hani söz vermiştik birbirimize
kaç zaman geçti aradan
sen yoksun
sana sığındığım geceler
alevleri gökyüzünde
bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız.
ve kan rengi şarapla yıkanmış
bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız.
bilirim dönmeyeceksin artık
uzun zaman oldu
belki çoktan unuttun.
adın kaldı soğuk duvarlarında odamın
sigara paketlerinde şiirlerin


resimlerin bana gülen
cüzdanımda saç telin
bir veda o geceden aklımda kalan
kekremsi bir tat
bir med cezir yüreğimde
ben vurgun yemiş bir yaralı
gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını
sen yoksun….
hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni
yasak umutlara ve acılara inat
buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız
yıllandıkça güzelleşen
ve sen şiirler okusaydın geceleri
saçlarımı okşarken
ellerimi tutsaydın ansızın
yüreğim eriseydi gözlerinde
yansaydım ateşinden
sen ağlasaydın mutluluktan
ben ölseydim
yalnızca beni sevdiğini bilseydim.
seviyorum deseydin
bir kere söyleseydin
yanmazdım
yanmazdım böyle çekip gitmeseydin….
bir veda o geceden aklımda kalan
bir günah belki yasak
yanımda olsan şimdi hiç konuşmasak
ağlasak bin kere pişman olsak
sonra yine bozsak yeminleri
sarılsak sımsıkı
öylece kalsak…
gittin..
kim bilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine
ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni
körkütük aşkların ortasına düştün
yalanların pençesine
belki bir gün bir gece
dar bir vakitte belki
hiç beklemezken seni gelirsin diye
ben hala buradayım
sen yoksun
lanet olsun

Şebnem Kısaparmak- Yoksun

YUSUF HAYALOĞLU NEYLERSİN

Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
Sevgilim gülümse, her şey unutulur
Suskunuz bu akşam üstü
Hasrete yanmışız, neylersin..

Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
Sen de anladın ki yapa-yalnızız…
Buluşmamız yasak,
Görüşmemiz uzak…
Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
Neylersin…


Ah güzelim,
İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
Bir film sahnesi gibi
Akar gider ayrılık,
Neylersin…

Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık…
Neylersin…

Biz bu sonucu haketmedik,
Hayır, etmedik…
Ömrümüz bu talana lâyık değildi.
Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz…
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz…
Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki: hoşçakal canım!
Unutursun,
Mecburen unutursun…
Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
Neylersin…

Ah bebeğim, ah..
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca farkedersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin…
Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin…

Biz zaten hiçbir sinemaya
Tam vaktinde yetişemedik.
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
Oysa Nuh’un Gemisi’nde bile
Bize yer kalmamıştı.
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
Neylersin…

Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik…
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur…
Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın…

Dön Ne Olur...

bir sen kalmiştin gitmeyen
bir sen kalmiştin vazgeçmeyen
bir sen vardin beni seven
neredeysen dön ne olur

Yoruldum artik tek tarafli sevmekten
tükendim karanlik düşüncelerden
korkuyorum artik sensizlikten
neredeysen dön ne olurrrr

bir sen varsin aklimda
bir sen varsin dünümde yarinimda
sensizlik kalbimde aci bir rüya
neredeysen dön ne olur

ben sensiz nefes alamam ki
ben sensiz yaşayamam ki
ben sensiz bir hiçim ki
neredeysen dön artik

DÖN Ki NE KADAR PİŞMANIM GÖR ARTİK BİRTANEM……..

Sordun Ya

Sordun ya,

Birgün evlenirsem ne yapacaksın diye

Sana cevap yazamamıştım o an sancımdan

Donakalmıştım orada

Sen evlenirsen bir başkasıyla

Dağlara çıkacağım

Dönülmez yollara gideceğim

Bir karanlık odaya hapsedeceğim kendimi

Ya mezara yada tımarhanaye kapatacağım kendimi

Bedenim orada esir olacak

Ruhumsa her an gölgen

Sen kocanla çocuklar yaparken

İpek çarşaf, elyaf yorganlarda

Bense sana sancılar doğuracağım

Buz gibi taştan odalarda.

Sen mutlu mesut çocuklarını büyüteceksin

Bense sana hasret büyüteceğim göz yaşlarımla

Gece mi gündüz mü bilmem

Haykırırım adını karanlık odalarda

Can veririm hasretinin kollarında

Korkma sen bilmezsin benim neler çektiğimi

Hergece adını sayıkladığımı

Hçkıra hıçkıra ağladığımı

Bilmezsin sen benim nasıl yandığımı

Çabuk unutursun bu deliyi

Bilmezsin seni her an beklediğimi

Bilmezsin seni unutmadığımı unutmayacağımı

Bilmezsin her yudum çayda seni andığımı

Bilmezsin seni beklerken hastahane bahçelerinde sabahladığımı

BİLMEZSİN SEN KARAGÜLÜM

ÇABUK UNUTURSUN BU DELİYİ.

İşte Gerçek Bir Aşık

Hepimiz Star televizyonunda yayınlanan Esra Erol ile İzdivaç programını biliriz.İşte efendim bu gün bu yazımda gerçekten bir aşığın neler yapabileceğini sizlere aktarmaya çalışacağım.

Bu programa evlenmek amacıyla gelen bir Kübra kardeşimiz kendisine talip olarak gelen Süleyman ile anlaşırlar ve evlenme kararı alarak programdan ayrılırlar. Süleyman anladığımız kadarı ile varlıklı bir ailenin oğludur ve onbeş günlük bir süre içinde ev de dahil olmak üzere tüm düğün hazırlıkları tamamlanır iş sadece nikah işlemine kalır.

İşte ne olursa olur onbeş gün boyunca insanlar içlerinde sakladıkları gerçek düşüncelerini tamda evlilikten bir gün önce gerek kız tarafı gerek erkek tarafı ortaya dökünce bu evlilik hikayesi yine başladığı yer olan stüdyoda son bulur…..


Süleyman’ın annesi nuh der peygamber demez bu düğün asla olamaz der .Bu kesin tavır üzerine Kübra kardeşimiz stüdyoda kendini daha fazla tutmaz o da içindekileri döker ve orayı terk ederler.

Olayın üzerinden iki gün geçer canlı yayın esnasında Esra Erol’a telefon gelir.Arayan Kübra’dır ve Süleyman’ı hala sevdiğini söyler. Bunun üzerine canlı yayında Süleyman aranır ve Kübra hakkındaki duyguları sorulur.

Kendisi de Kübra’yı sevdiğini söyler ancak ailelerin gelidiği noktayıda işaret ederek önce ailelerin ikna edilmesi gerçeğine işaret eder.Esra Erol bu çifti yarın ki program için stüdyo’ya davet eder.

Ertesi Gün:

Kübra ve Süleyman bir kez daha canlı yayında eteklerindeki taşları dökerler ve bir ara yol ararlar ancak ne çare yayına bağlanan Süleyman’ın annesi Kübra’nın tüm olup bitenlerden sonra asla gelini olamayacağını söyler noktayı koyar.Stüdyoda canlı yayınlanan bu görüntülerde Süleyman annesinin bu kesin tavrı üzerine “annem rıza göstermedikçe bu iş olamaz dedi ve canlı yayından çıktılar.

Mucize Gibi:

Stüdyo kulisinde ne oldu ise oldu on beş dakika sonra Süleyman ve Kübra tüm şaşkın bakışlar arasında bir kez daha canlı yayına ve bu kez elele girdiler.

Süleyman anne ve babasının tüm imkanlarını redderek kalbinin sesini dinledi ailesinin kendisine sunduğu tüm malvarlığını istemediğini belirterek Kübra ile evlenmek istediğini söyledi.

İşte tamda bu noktada evlenmek için onu bunu isteyen ev,araba,kariyer isteyen tüm insanlara örnek olan bu değerli kardeşimiz Süleyman’ın bu yüce davranışını görmemek böyle asil bir aşığı bu sayfalara yazmamak aşk’a ihanet olur diye düşünerek sizler için buraya ekledim.

Dilerim gerçek aşkı bulmuş bir insan olarak ömür boyu mutlu olursun sevgili Süleyman kardeş…

Aşk ; Emek,Gözyaşı İster

Sonunda Aşk kazandı. Gözyaşları içinde izlediğiniz,kiminizin inandığı kimilerinin ise inanmadığı Süleyman Kübra aşkı sonunda mutlu sona kavuştu.


Bu Aşk uğruna terk edişlerin vazgeçişlerin gözyaşlarının eğer sabır ile karşılanması durumunda her gerçek aşığın mutlu sona ulaşabileceğininde bir göstergesiydi bence.

Ben buradan genç aşıklar Süleyman ile Kübra’ya ömür boyu mutluluklar diliyorum

Cennet Anaların Ayağının Altındadır

Ulu insanın ağzından

devir Hz.İbrahim devri…
zalim hükümdar nemrut da kötü adam…
halka öylesine zulüm ediyor ki, onun yaptığı zalimlikleri siz hayal bile edemezsiniz…
zulüm sadistlik boyutunun da ötesinde…
tanrınız benim diyor…
tanrı olarak bana tapmıyorsanız, tanrınız gelsin de sizi elimden kurtarsın diyor…
ne yapsa etse de halkı hz. ibrahim ‘in dininden bir türlü döndüremiyor…
sonunda bir çukur kazdırıyor ki dehşet…
genişliği 50 metre olan dipsiz bir çukur…
üstüne demirden geniş bir köprü yaptırıyor…
çukurda bir ateş yakıyor ki kor alev…


ateşin etkisiyle demir köprü oluyor kıpkırmızı…
bana inanan çukurun yanından geçsin, ibrahimin tanrısına inanan bu köprüden geçsin diyor…
ben bana inananları bu ateşten koruyup çukura yedirmiyorum, ibrahim’in tanrısı da köprüden geçenleri benim kullarımı koruduğu gibi korusun da görelim diyor…
olay vahim…
canı tatlı gelenler, imanlarını satıp nemrut’u tanrı edinip ona tapmaya başlayarak bu vahim olaydan kurtuluyorlar…
ancak iman sahipleri dinlerinden ölüm bahasına da olsa dönmüyorlar…
başlıyor millet teker teker köprüden geçmeye…
ama ne mümkün elli metrelik kıpkırmızı nâr olmuş köprüden karşıya geçmek…
daha on metre gidemeden erimiş ayaklarının acısıyla köprüden ateşe atlıyorlar…
atlıyorlar, atlıyorlar, atlıyorlar…
sıra genç bir kadına geliyor ve yanında da 4-5 yaşlarında bir oğlu var…
bakıyor ki kadın kendisi de oğlu da imkânsız geçemez bu köprüden, yanmaktan kaçış yok…
yanında getirdiği bıçağını çıkartıyor hiç tereddüt etmeden iki memesini de kesiyor ve oğlunun ayaklarına bağlıyor memelerini…
oğlu o memelerin üzerine basa basa selâmetle karşıya geçiyor..
anne de orada muhteşem bir imanla ruhunu teslim ediyor…
evet…
nemrut’u bu olaydan sonra lânetliyor allah ve nemrut’un sonunu getiren asıl olay da ne putlardır ne de başka bir neden…
doğrudan bu olaydır…
peygamber efendimiz bu hikâyeyi anlattıktan sonra, “cennet anaların ayakları altındadır” diyor…
görüldüğü gibi bir kadının cennete bileti öncelikle ana olabilmesine bağlı…
cennet anaların ayakları altındadır…
böylesine ana olabilene kapısını yıkılırcasına sonuna kadar açar cennet…

Anneler Gününüz Kutlu OLsun…

..::BiTaNeM::..

BENİM KIRÇİÇEĞİMSİN

BENİM GÖKYÜZÜMSÜN

BENİM GÜL KOKUŞLUMSUN

BENİM KALBİMSİN

BENİM EN SEVDİĞİM TEPESİN

BENİM SICACIK YATAĞIMSIN

BENİM EN DUYGUSAL ANIMSIN

BENİM FIRTINADA SIĞINDIĞIM LİMANIMSIN

BENİM EN DEĞERLİ ARMAĞANIMSIN


BENİM SONSUZA DEK EN YAKIN ARKADAŞIMSIN

BENİM İLHAM KAYNAĞIMSIN

BENİM KADERİMSİN

BENİM PARILDAYAN IŞIĞIMSIN

BENİM GECEM,GÜNDÜZÜMSÜN

BENİM KALBİMSİN RUHUMSUN

BENİM DUALARIMIN YANITISIN

BENİM YÜREĞİMİN İLACISIN

BENİM AĞRI KESİCİMSİN

BENİM ÖFKEMİN GİDERİCİSİSİN

BENİM BAHAR ATEŞİMSİN

BENİM NADİR BULUNAN MÜCEVHERİMSİN

BENİM KALP ATIŞIMSIN

BENİM HAYATIMI HAYAT YAPANSIN

BENİM KUTSALIMSIN

BENİM NEFES ALIŞIMSIN

BENİM MORALİMİ DÜZELTENSİN

BENİM EN BÜYÜK ŞANSIMSIN

BENİM SON DANSIMSIN

BENİM HAYAT ENERJİMSİN

BENİM KAHKAHALARIMIN KAYNAĞISIN

BENİM SABAH GÜNEŞİMSİN

BENİM KALBİMİN BEKÇİSİSİN

BENİM ŞARKILARIMSIN

BENİM İŞTAH AÇICIMSIN

BENİM SONSUZUMSUN

BENİM YANAN ATEŞİMSİN

BENİM RUHUMUN EŞİSİN

BENİM EN BÜYÜK ARZUMSUN

BENİM YARINLARIMSIN

BENİM RÜYALARIMSIN

BENİM HERKESTEN HERŞEYDEN ÖNCE GELENİMSİN

BENİM SAĞ DUYUMSUN

ÖLENE KADAR SEBEBİMSİN

BUNU BÖLE BİLESİN…

Mühür Gözlüm

Gökyüzünde bulutun
Yeryüzünde umudun
Gülyüzünde huzurun
Gönlündeki mutluluğun
Ben olayım “MÜHÜR GÖZLÜM”

Vurulduğum mühür gözlerin
Söylenmemiş en güzel sözlerin
Sinende açan tomurcuk güllerin
Çekilen özlemlerin hasretlerin
Ben olayım “MÜHÜR GÖZLÜM”

Dünün bu günün yarının
Bedenin ruhun varlığın
Sevgimin nişanesi nurun
Yüreğimdeki aşikar sırrın
Ben olayım “MÜHÜR GÖZLÜM”

Hayalin düşün hevesin
Edan işlevin nazın
Gönlünde açan baharın
Sevdam kaderin alınyazın
Ben olayım “MÜHÜR GÖZLÜM”

Deli Gibi Sevmek

Beni sevmen gerekmez ama sev birini sevdiğim…
Deli gibi sev, çılgınca…
Korkusuzca, gururla sev….
Sev ki ; Dünya bir kat daha güzelleşsin gözünde….

Senin güzel gözlerin güzel görmeli…
İçindeki sevgi örtmeli görebileceğin tüm çirkinlikleri…
Balçıklarda yüzen balıklar görmelisin sevdiğim…
Sev, sev ki arındırabilesin yaşam denen çirkin devi….


Bir sokak çocuğunun anne özlemiyle eş değer olmalı özlemin içinde…
O yanında varken bile sevince, gideceğinden korkmalısın bir biçimde…
Ateş kesmeli tüm tenin….
Sev , sev ki sevdiğim ruhunu kirletmemelisin

Deli Gibi Sevmek

Beni sevmen gerekmez ama sev birini sevdiğim…
Deli gibi sev, çılgınca…
Korkusuzca, gururla sev….
Sev ki ; Dünya bir kat daha güzelleşsin gözünde….

Senin güzel gözlerin güzel görmeli…
İçindeki sevgi örtmeli görebileceğin tüm çirkinlikleri…
Balçıklarda yüzen balıklar görmelisin sevdiğim…
Sev, sev ki arındırabilesin yaşam denen çirkin devi….


Bir sokak çocuğunun anne özlemiyle eş değer olmalı özlemin içinde…
O yanında varken bile sevince, gideceğinden korkmalısın bir biçimde…
Ateş kesmeli tüm tenin….
Sev , sev ki sevdiğim ruhunu kirletmemelisin

İyi Geceler Sms

Rüyalara rest çektim uyumuyorum. herkez derin uykudayken ben sana dalıyorum. Uykular çok tatlı derler ben seni tadıyorum. Onlar uykuya ben sana doyamıyorum… İyi geceler sevgilim.

—————————————————————————————-
Severek Ayrılanlar
Müjde… Bu gece günahlarda %100 e varan indirimler, iyiliklerde 1000 kata varan extra puanlar sizi bekliyor… NOT: Kul hakkı kampanya dışıdır… İYİ GECELER…

——————————————————————————————

Yüreğimde senden bana hiç bir ışık yok! Ben karanlıktan çok korkarım.Beni gel al burdan…




——————————————————————————————
Bu gece senin gözlerin için uyuyacağım,sen uyurken gizlice ellerini tutup saçlarını okşayacağım, sana yaklaşıp o her zaman duyduğun şeyi söyleyeceğim ; SENİ ÇOK SEVİYORUM VE HEP SEVECEĞİM İYİ GECELER.

———————————————————————-

Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın Bitanem!..

————————————————————————————————

Geceye inat seninle sabahlayacağım güneş kıskansın seninle ısınacağım yastıklar ağlasın göğsünde uyuyacağım ve bir tek sana bağlı kalacağım aşkım…
—————————————————————–

Geceler karanlık, geceler ıssız çok zor geliyor bana, hele de sensiz hiç çekilmiyor bitanem, gelde sevindir seni seven sevgiliyi..
—————————————————————-
Yüreğin doğan güneşi değil batan güneşi seçsin, çünkü doğan güneş elbet batacaktır ama batan gunes yeni umutlarla doğacaktır yarınki gunes senın için bıtanem ıyı geceler.

——————————————————————————————-

Hep aklımdasın öylesine bendesin ki hiç bitmek, tükenmek bilmeyen bişey bu, bu can bu bedenden çıkana, bu diyardan göçene dek görebildiğim tek gerçek rüyam sensin tatlı rüyalar meleğim.

——————————————————————————————-

Gece olup güzel gözlerin yenik düştüğünde uykusuzluğa, seni gökyüzünden alıp düşlerime emanet ediyorum, gözlerimden uzaksın belki ama daima yüreğimdesin unutma. İyi Geceler.

Özlü Sözler

Bazen;
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan…
Güneş kucağındadır, bilemezsin….
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür…
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın…
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın…
Uçar gider…
Koşsan da tutamazsın…

Tuzlu Kahve

Kıza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar
delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti.
Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir
kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular.
Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan konusamiyordu. Onun bu
hali kizin da huzurunu kaçirdi.. “Ben artik gideyim” demeye hazirlanirken,
delikanli birden garsonu çagirdi..

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi.. “Kahveme koymak için..”

Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti..

Kahveye tuz!..

Delikanli kipkirmizi oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye
basladi. Kiz, merakla “Garip bir agiz tadiniz var” dedi..

Delikanli anlatti:


“Çocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim.
Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben..
Bu tadi çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde
hissetsem, çocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi
hatirliyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar.. Onlari ve
evimi öyle özlüyorum ki..”

Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden
çok duygulanmisti.

Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi,
aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri..
Ev duyusu olan biri..

Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Çocuklugu gibi.. O da
ailesini anlatti. Çok sirin bir sohbet olmustu.. Tatli ve sicak.. Ve de bu
sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu tabii.. Bulusmaya
devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve
de sonuna kadar çok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine
içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdigini biliyordu
çünkü.. 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti.

“Ölümümden sonra aç” diye bir mektup birakmisti sevgili karisina.. Söyle
diyordu, satirlarinda..

“Sevgilim, bir tanem..

Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum için beni
affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. Ilk
bulustugumuz günü hatirliyor musun?.Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker
diyecekken ‘Tuz’ çikti agzimdan.. Sen ve herkes bana bakarken, degistirmeye o
kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli
olacagi hiç aklima gelmemisti. Sana gerçegi anlatmayi defalarca düsündüm.
Ama her defasinda korkudan vazgeçtim.

Simdi ölüyorum ve artik korkmam için hiçbir sebep yok.. Iste gerçek.. Ben
tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanidigim andan
itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle
olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye
borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak, seni yeniden
tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat
boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..”

Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti.

Lafi açildiginda birgün biri, kadina “Tuzlu kahve nasil bir sey” diye soracak
oldu..

Gözleri nemlendi kadinin..Çok tatli!..” dedi..

Kim içer şimdi sevgilisi için tuzlu kahve?

Kim bir ömür boyu bir yalanı bu kadar devam ettirebilir? Ama yalan kendisine söylediği ve kendinden verdiği bişeyse?

Sedef Çiçeği

Mahkeme salonu lebalep doluydu. 70’ini geçkin iki ihtiyarın boşanma davası vardı o gün ve meraklı bakışlar altında oturuyordu bu yaşlı çift. Adamın inatçı bakışları vardı. Yaşlı kadın ise sinirden mi, yoksa ihtiyarlıktan mı titrediği belli olmayan elini kontrol altında tutmaya çalışıyor; bir yandan da yanında büzülmüş oturan eşine öfkeyle bakıyordu.
Hakim, “Anlat” dedi tok bir sesle. “Neden boşanmak istiyorsun?”

Yaşlı kadın bir kez daha öfkeyle baktığı eşinden aldığı gözlerini hakime çevirip derin bir soluk aldı ve “Yetti gayri” dedi. Heyecan ve öfkeden ağzı kurumuştu. Yutkunmak istedi ama yapamadı. Yine de ağzını aralayıp “Bu herif 50 yılımı zehir etti” dedi, işaret parmağıyla gösterdiği eşine hiç bakmadan.


Salonda sessizlik hakimdi. Sinek uçsa kanat çırpışları duyulurdu. Asırlar gibi gelen sessizliği bu tür haberleri her gün sayfasına taşıyan bir gazete muhabirinin patlayan flaşı bozdu. Ardından diğer foto muhabirlerinin de harekete geçtiği görüldü. Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı? Resim çeken muhabirler fazla vakit kaybetmeden yerlerine dönerek defterlerini çıkarıp not almaya başladılar. Enteresan bir davaydı. Hepsi, gergin ve merak içindeydi. Fırsatını bulsalar kelimeleri yaşlı kadının ağzından kerpetenle söküp alacaklardı.

Yaşlı kadın eşiyle göz göze gelmemek için biraz daha döndü ona sırtını. Yanağından süzülen gözyaşını diliyle alıp dudağını ıslattı ve devam etti: “Bizim bir sedef çiçeğimiz vardı… çok sevdiğim!” Yine eşini gösterdi, yüzünü dönmeden. “O bilmez… 50 yıl önceydi… Bana verdiği çiçekten alıp tohumlamıştım onu. Çocuğumuz olmamıştı. Ellerimle büyüttüğüm o çiçeği yavrum bildim. Sevip okşadım… Bir süre sonra çiçek kurumaya yüz tuttu. Kurur diye çok korktum. Her gece kalkıp sulayacağım, diye adak adadım. ‘İyi gelir’ demişlerdi. 50 yıl hiç aksatmadan yaptım bunu. Bu herif, bir gece olsun sulamadı! Hiç olmazsa geçen gece sulasaydı yine bir şey demeyecektim ama sulamadı! Takatim kesilmiş… uyuyup kalmışım.”

Yaşlı kadın yorgun düşmüştü. Son bir gayretle kendini toplayıp noktayı koydu. “İşte ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim.. Ona hayatımı, umudumu verdim ama ondan gördüğüm hiçbir şey yok. Bir kerecik olsun benim işimi yapmadı. Onsuz daha iyi olacağımı düşünüyor ve boşanmak istiyorum.”

Yaşlı adamın sözleri

Hakim, yaşlı adama dönüp “Diyeceğin var mı, beyamca?” dedi. Yaşlı adam şimdiye kadar hiç yargıç karşısına çıkmamıştı. Utanıyordu. Ayağa kalkıp bastonuna yaslandı ve tane tane konuşmaya başladı: “Askerliğimi, Reisicumhur Köşkü’nün bahçıvanı olarak yaptım. Envai çeşit çiçek vardı o görkemli bahçede. Sedef çiçeğini orada tanıdım. Fadime’mi de. Çok seviyordum, ona çiçek buketleri yapıp verirdim hep. İlk evlendiğimiz yıllardı. Boyun ağrısına tutuldu. Hekim, uzun süre yatmasının doğru olmadığını söyledi. ‘Her gece uykusunu bölüp uyansın ve boynunu oynatsın’ dedi.” Yaşlı adam, hâlâ sırtı kendisine dönük olan eşine baktı şefkatle. “Hekimi pek dinlemedi bizim hatun. Uykuyu seviyordu. Benim sözüm de para etmedi!” Yüzünden kimsenin görmediği bir gülümseme bulutu geçti ve zekice tebessüm ederek sözüne devam etti. “O günlerde, tesadüf, sedef çiçeği kurumaya yüz tuttu. Ben ona, ‘Gece sularsan çiçek kurumaz’ dedim. Adak adattım. Her gece uyandırdım ve seyrettim. O sevdiğim kadını, yavrusu bildiği çiçeği sularken seyrettim.” Durdu ve hemen yanında oturan eşine baktı; tıpkı, geceleri çiçeği sularken baktığı gibi. Gözlerini ondan ayırmadan şöyle dedi. “Her gece o çiçek ben oldum sanki!” Yaşlı adam konuştukça büyüyor, etrafındakilerin dikkatini bir mıknatıs gibi üzerine çekiyordu. O yaştaki bir adamdan beklenmeyen bir hareket yapıp dimdik durdu ve “Her gece o yattıktan sonra kalktım” dedi, mahcup bir ses tonuyla. “Sedef çiçeği, gece suyunu sevmez, Hakim bey. Eşim yattıktan sonra, onun saksıya döktüğü suyu boşalttım hep.”

İhtiyar adam ağırlığını öbür ayağına verdikten sonra tüm gücünü toplayıp; “İhtiyarlık işte” dedi. “O gece ben de uyumuş kalmışım. Suçlandım, Hakim bey. Sesimi çıkarmadım.”

Olay tamamiyle gerçektir.

Hangi Renk Neyi İfade Ediyor?

KIRMIZI:

Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.

İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.

YEŞİL:

Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.

SİYAH:

Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi.

MAVİ:

Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.

LACİVERT:

Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.

MOR:

Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir.

PEMBE:

Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir.

SARI:

Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.

BEYAZ:

Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler...

KAHVERENGİ:

Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.

Serpil Karaçakır

Hani en iyi arkadaştık biz seninle
Birbirmizi çok severdik hani
Unutmazdık hiçbir zaman geçirdiğimiz günleri
Ne oldu unuttun galiba beni

Arkadaşım demiştim sana
Herşeyi anlatırdım sana
Gizlemezdim hiçbir sırrımı
Ortak olurdun derdime benim

Şimdi gittin uzaklara
Başka arkadaşlar edindin kendine
Unutma biz gerçek arkadaştık
Birbirimizi bu şekilde unutamazdık

Kimi zaman tek bir şey için üzüldük
Kimi zaman beraber güldük
Arkadaştan öteydik ikimiz
Bir kardeş gibiydik zaman zaman
Ama böyle olmamalıydı
Unuttun galiba beni.

21 Temmuz 2009 Salı

en tuhaf ve komik msn-chat nickleri

calikusu
capaklim
çöp kovasi
üzüm yerken boguluyordum
"1000 atli akinlarda sen olmayan cocuk"
3cocugu daha dogmadan menemen olan acili tavuk
abbas zamansiz
abuzer kaddafi
aglaya jackson
agresif örümcek_adnan
aileden kumarbaz
alikopter
alp er tanga
altin yumurtlatan horoz
AmasYaLEE
amudakalkipelçirpankaplumbaga
ankara metrosunda sevdim sevildim
anne yemekte ne var
arabenibensibel
asetilenasitinasetilmeyeni
Asiri_Yakis.kli
atla gel
ayak parmaklarim 30 cm....
aydan gelen saybork
aysecigin alpellaya doydugu an
azerovadagezer
bögüren_kertenkele
Bakkalgazi
Bal10cuk
Balaban Yanbakan
Baymakli Dondurma
bensibernetikorganizmagordum
Biçagimi Unuttum
Bi Bakip Cikicam
bi de chuQ var.. kisayiz ya ondan
Biber Dolmasi
bir klonu çok sevdim
bisurusoruunlemi
bizimkisi mantik izdivaci
BokatasatmasicraR
burnumdan akan düsler
Canak comlek patladi
can_cekisen_sanat
capkin kuru fasulye
cekilin ben doktorum
cekyat
chamyarmasi
DamsizDaGirebilenAdam
darvinizkim
debelenen haman böcegi
devlet bize yardim etsin
di mi john
Digital Portakal
dove7guntesti
Durbunsuz Kemal
durdur bu nikahi memur bey
Eceli gelen Terorist Dust Duvarina Isermis
Eceline Susamis Cilgin Counter
en harbi erkek
Endoplazmikredikulum
erkek adam nick mick anlamaz
Eslesemeyen homolog kromozom
essegins2
essek gozlu sevgilim
eti cicibebe
evi su basti bende_kactim
evlenbenimle
evli ama gozu disarda
fatrix....
felan diil falan
gebere jackson
Gidikla Beni
gobek pamugu
gofrettin
hadiyavrumkenick
Hasnicktir
Hayvanuskas
hem kel hem fodul
hepööleolurzaten
Herbokolog
HeY____KeL
hot-a-siz-coll-olmaz
iktidarsiz bereket tanrisi
incitmiycem
inleyen beygir
internettin hoca
istedigimiz sorudan baslayabilirmiyiz
KörtiK
küresellestirebildiklerimizdenmisiniz yoksa küresellestiremediklerimizden mi?
Kac Lan Kac
Kafayi yemis dusler
Kanatli Orkid Takmis Örgüçsüz Deve
kara murat fatihin fedaisi
karamurat benim hayir benim
karizmatör
kavanozdaki adam
kavanozdaki adam
kedi yiyen satanist_fare
Kedimi 7 m
kertemeyenkebelek
KerTeMEyeN_KeLe
kertenkelebek
keten prenses (pamuk prensesin teyze kizi)
Kil TüyYün Holding 2004
kirada oturan boga
Kirmanco
kirmizkolik
Kiss my_awp
kokanayak
kolboregi
kolonyali_mendil
koprudenoncekisoncikis
koyun kopyasi
kukuletali adam
Kumsalda_Koshan_Beyaz_Benekli_Kopek
mülayim gergedan
Mahmud abey
manik depresif
Manyetik Karpuz
minimetrolumetropol
MuzunIcindeAfrikadanGelenBocek
Nükleer baslikli kiz
Nick mick yok
Nickimi Kaybettim
nickname ne demek
Nicksiz
okeyin aranan dorduncusu
omermemeemer
oramakomaburamako
ortaya yanarli dönerli bisheyler
OsurugaGulenino KadarAkliYoktur
PaPua YeNi GiNeDeN aDaM CiKMaZ
paytakpaytakkosankoala
pilipis marka_ elevizyon
piss miggy
portakalli ördek
poset çay
satanistkatilikedi
sersem kertenkele
Sev Beni Seveyim Seni
sevsohpetisazlaveniyazla
shitlembik
shitlembik
sipidik sipidik yüzen ördek
Sokemon
sokratesla
Sonunda_Tezkereyi_Aldim
stesli porsuk
suni tenefüs
susayaci
tüküren anne
türkiyenin gururu
Tabana Kuvvet
tamtesekkulluhastanedendeliraporu
Tatminatör
tavuktüyünealerjisiolancivciv
tefal niye beni düsünmüyo
tefalniyebenidüsünmüo
terler beynime siçradi
teyyarrrrrr
topal solucan
toyga'r'us
Tutsunun ucunu döseyelim abi
two-ton-come-on
t_cetveli
uçan teneke ve saz arkadaslari
ucan imam takla atiyor
varla yok arasi
varlik avcisi
verenköyün_kavalcisi
veresiyeteklifetmeyiniz
Vuramadi ki Vuramadi ki
Werder veremem
yahavlevelaguvvetillabillaazim
yamuk prenses
Yarasaboku
yelyepelek yelken kurek
yesil ninca (nami diger= uçan depik)
yuving petrol
zücvettin
zamazingo
zekeriya beyaz ötesi
ZiçiRTmA
ZincirlemeIsimTamlamasi
ziplayan_yamyam

AŞKIMSIN

AŞKIMSIN

Ölsemde artık unutmam seni.
Öylesine girdin içime kurşun gibi..
Bir rüya gibi bir masal gibi
Hayatımdasın AŞKIMSIN BENİM...

Yıllar sonra da unutmam seni...
Kızıp da gelme dersem eğer ben sana..
Eğer AŞKIM DEĞİLSİN dersem sana
Ne olur sakın inanma bana...

Arada giderim sahilde ki barınağa...
Hatıralar vururken dalgayla kıyıya.
Yanar kavrulur yüreğim...
AŞKIMSIN senden ayrılamam...

Hayali bile öldürür beni...
Tut sımsıkı ellerimi...
Ayrılmasın kalplerimiz..
AŞKIMSIN CANIMSIN BENİM

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Türkiyedeki Fotoğraf Stüdyoları




Türkiyedeki Fotoğraf Stüdyoları
Türkiyedeki Bütün Fotoğrafçılar
İstanbuldaki Fotoğraf Stüdyoları
Ankaradaki Fotoğraf Stüdyoları
İzmirdeki Fotoğraf Stüdyoları
Diğer Bütün İller...



TÜRKİYEDE BÜTÜN FOTOĞRAF STÜDYOLARI VE BASKI MERKEZLERİ